Beş dakika huzur yok kardeşim memlekette. Bugünlük rol yapayım, her şey fevkaladeymiş gibi başka konulardan bahsedeyim istiyorum. Mesela Sevda Karaali Çankırıspor'a destek istemiş, hep eleştirecek değiliz ya, birazcık destek vereyim diyorum, ama bizim yamyam arkadaşlar tartışacak bir konu buluyorlar gün sektirmeden.
Nedense epeydir yazı yazmak filan da istemiyordum. Bilmiyorum, bende mi hal kalmamış, yoksa tuşlar mı ağır geliyordu.Neyse ki bu güne kısmetmiş, bugün niyeti fena bozdum, kesin yazacağım.
Öncelikle beni yazı yazmaya zorlayan iyi niyetli sözcü yazarına en içten dileklerimle saygılar sunarken, ‘el sokma’ meselesine ufaktan girmek istiyorum müsadenizle.
Hadi bakalım, Bismillah. ‘El sokmaya’ başlıyoruz.
Neymiş efendim, alt tarafı vali disiplinden bahsederken, elini cebine soktu diye pireyi deve yapmanın âlemi yokmuş filan.
Takip edenler bilir, dün Çankırı Valisi Vahdettin Özcan’ın Polis Meslek Eğitim Merkezi Müdürlüğü 11. dönemini açtığını, üstüne ilk dersi verdiğini yazmıştık. Programı takip ederken de ‘at gözlüğü’ kullanmadığımızdan dolayı, ‘valinin disiplinden bahsederken, disiplinsiz bir tutum sergilediğini’ eleştirmiş, ‘eli cebinde disiplin dersi mi olur birader’ diye dert yanmıştık.
Haber yayınladıktan sonra Vali Vahdettin Özcan tarafımıza ulaşmış ve farkında olmadan böyle bir tutum sergilediğini, ayrıca önünde kürsü olduğundan katılımcıların onu görmediğini söylemişti.
Gelin görün ki, bizim millet her zaman yaptığı gibi yine lafı ‘o tarafından’ anladı.
Ahali telefona sarıldı, mesaj üzerine mesaj yağdı. Hatta işi daha ileriye götürüp, köşe yazısı döşenen bile oldu.

Telefonla arayan bir kişi, ‘validen hemen özür dilememi’ isterken, bazıları da ‘benim gibileryüzünden, vali ile Çankırılıların arasının açılacağını’ ileri sürdü. Bir tanesi ciddi ciddi “kınama almam gerektiğini” savunurken, ileri görüşlü bir bürokrat, ‘koskoca valiye denilecek laf mı bu?’ isyanında bulundu. Ama aralarında en çok beğendiğim, ‘Allah senin gibileri islah etsin, değerli valimize dediğine bak. Adam Çankırı için çalışıyor. Koskoca vali elini cebine soktu diye, pireyi deve yapmanın âlemi var mı?’ sözü oldu.
Hatta yazar takımından ileri görüşlü bir arkadaş ‘Valinin eli kimin cebinde ki?’ diye bir yazı kaleme alıp, “Valinin eli kendi cebinden başkasının cebine giderse, bana da haber verin”
uyarısında bulundu.
Ohaa falan oldum, yani...
Birincisi bizim mahallede bu kadar gönüllü “Vali yardakçısı” varken, Valilik Basın Bürosu’na ‘bizim haklarımızı savun’ diye neden maaş ödüyorlar, anlamış değilim.
İkincisi bu ileri görüşlü arkadaşın, ‘Valiyi gelip geçenlerle karıştırmayın’ uyarısına sizin anlayacağınız üzere ‘o tarafımla’ gülüyor, ne demek istediğini anlatmasını özellikle kendisinden rica ediyorum. Ne demek yani? Bu yeni vali İmparator Neron da, bu güne kadar gelip geçenler otobüs şoförü müydü?
Nesi farklı emmioğlu?
İki kaş, iki göz, onlar da valiydi, bu da.
Aslına bakarsanız, bizim memleketin asıl meselesi de bu galiba.
Kraldan çok kralcılık taslamak.
Vali bey ‘yanlış anlaşılmıştır, benim herkese saygım var’ açıklaması yaparken, yalakalar inatla benim saygısızlık yaptığımı savunuyor. Ne iş çözemedim vallahi.
Bir de ‘zeki ve çalışkan bir yapıya sahip’ filan gibi çarşaf çarşaf yazmışlar. Uzatmayayım bunu diyen arkadaşın karşısına ‘aha Çankırı valisi bu diye’ meşhur Sol Şerif Mustafa’yı çıkart, ayırt edebilirse, sözüm söz vali pijamayla ders anlatmaya kalksa bile gıkımı çıkartmayacağım.
Haa unutmadan valinin eli nereye girince yazmamız lazım tam anlayamadık, bunu da bir hatırlatıverin size zahmet. Yanlış bir şeyler yapmayalım.
Başta iyi niyetli yazar olmak üzere, hepinize cümleten hayırlı işler dilerim.